Reklam
KAYGISIZ SİSTEMİN KAYGILI EBEVEYNLERİYDİK
Didem Çengel

Didem Çengel

KAYGISIZ SİSTEMİN KAYGILI EBEVEYNLERİYDİK

Kaygısız eğitim sisteminin, kaygılı ebeveynlerinin, iki arada bir derede kalmış ama bir o kadar da mükemmelliyetçi çocuklarının ders zili yeniden çaldı.

Toplumun barış içinde ilerleyebilmesi ve huzurun sağlanabilmesi için, eğitim sistemi ve ebeveyn tutumları ortak değerler çerçevesinde ilerlemeli ve sosyal çevrenin gündelik koşullarına ayak uydurabilmelidir. 

Kültürel, tarihsel ve ekonomik bağlamdan kopuk bir eğitim sistemi olamayacağını biliyoruz. Eğitim her dönemde var olan siyasi otoritenin bekâsını korumaya yönelik şekillendirilmiş ve eğitimin içeriği bu yönde dönüştürülmüştür. Bunu da yıllardır öğrendik! Ancak eğitimin asıl amacı pasif, alıcı bireyler yerine; aktif katılımcı bireyler yetiştirerek, sorgulayan, eleştiren, farklılıklara duyarlı, kendi kararlarını kendi alabilen, adil ve hoşgörülü, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurarak bugün ne yapmak istediğini iyi bilen bireyler yetiştirmek değil midir? Öyle olmalı ancak yıllardır yazılıp çizilen senaryolar öyle olmadığını gösteriyor.

Yap-boz misali eğitime yeni modeller eklemek, eskisi tutmadıhadi bir de bunu deneyelim, ‘yok yok bu da olmadı şimdi de bu açıdan bakalım’, ‘bu sınav en iyisi’, ‘biz sınavla mı geldik sınav falan yok’, ‘sınav yok mu dedik biz tabi ki sınav var’ derken yıllarca nesilleri tampon kurtarma yöntemleriyle hiçe saydık. Farkındayız!

Son bir iki yıldır eğitim sisteminin içinde yer alan bir birey olarak durumun vehametini daha net görebiliyorum ki; sanki oyunun kurallarını değiştirip duran bir mızıkçı var ve o ne derse tamam demek durumunda olan müritleri (eğitim-öğretim yapanlar ordusu)… Bir de bundan faydalanan grup var; ebeveynler ve çocuklar.

EYVAH!  YARIN  SINAV  VAR

Peki onlar ne yapıyor bu durumda ?

Mükemmel, harika, hatasız, günahsız ebeveynler olmaya çalışıyorlar. Kaygısı yüksek, beklentisi net, sıfır hata ebeveynlik için o kurstan bu kursa, öğrenci koçlarından özel öğretmenlere çocukları ile el ele koşuyorlar. Çocuklar da başarısız olmaktan ölesiye korkuyor ama buna rağmen yüksek başarı gösteriyorlar. Başarı gösteremeyenler hayata dair umutlarını yitiriyor ve odalarına kapanıp dış dünya ile iletişimi kesiyor. Sanal bir hayatla meşgul olmaya başlıyorlar. 

Sistem; ezberci, eleştirel düşünme yetisinden yoksun, itaatkârbedenler ile uysal kafalar yaratma çabasında; kaygılı ebeveynlerin bu tutumları sayesinde mükemmel erişimi sağlıyor

Peki, mükemmel ebeveyn olmak gerekli midir? Herşeyi hatasız ve doğru yapmak en nihayetinde %100 başarılı insan üretimini sağlar mı? Ebeveynlik zor zanaat ancak bunun doğrusu veya yanlışı yoktur. Sadece farklı yaş gruplarındaki çocukların ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda doyurulması gereken yönleri ve bu bağlamda farklılaşan ebeveynlik tutumları vardır. Her yaş grubu çocuğun kendine has gelişim özellikleri olduğu kadar, her çocuğun biricik ve özgün olduğu gerçeği de önemlidir. Günümüzdeki çocukların ebeveynlerin coğrafyasında yetişen, sosyal çevrede yoğrulan biyo-psiko-sosyo-android varlıklar olduğunu unutmamalı… O halde mükemmel ebeveyn olmamak gerekir. Değişen koşullara ve çocukların yapısına ayak uydurabilen ebeveyn olmak yeterlidir. Hata da yapalım ki çocuklar hata yapmanın hayatın sonu olmadığını bizlerden, en çok şeyi sosyal öğrenme ile öğrendikleri ailelerden, görsünler.

BIRAKALIM  ÖZGÜRCE  YAŞASINLAR

Mükemmelliyetçi ebeveynlerin kaygılarında artış bir nevi toplumsal dönüşen sistemin dayatması. Sistem, kaygısızca bir söylem ile bir anda, umursamazca değişebiliyorken, ebeveynler ve çocukların da hayatta kalmak için en iyi olmalısın, en iyi olmak için çok çalışmalısın anlayışından bir an önce uzaklaşması gerekir.

Her anne baba çocuğunun en iyisi olmasını ister. Buna rağmen her çocuğun gelişebilecek farklı bir yeteneği vardır. Matematikten tam not almak, en iyi okulları kazanmak hep birinci olmak çok da önemli değildir. Bu beklenti de olan ebeveyn hayal kırıklığına uğrar, emeklerini ve kendini sorgular. Bu beklenti yüklenmiş olan çocuk performansını sorgular ve bu performans kaygısı hayatının her alanına bulaşır. 

Ebeveyn çocuk ilişkisinin çok fonksiyonlu iyi olma hali için; anne-baba alt sistemi ile çocuk alt sisteminin işlerlik kazanması gereklidir. Aile yaşam döngüsünde çocuk sonrası değişim gösteren alt sistemlerin işlerlik kazanması için çocuğun ilk önce duygusal açlığının giderilmesi yeterlidir. Bunun tek yolu çocuğun çocuk olduğunu unutmamaktan geçer. İlgi, yetenek ve meraklarını özgürce yaşayabilen, hayal dünyalarını sınırlandırmadan dile getirebilen ve bir birey olarak aile de varlığını kabul ettiren çocuklar güvenli bir bağlanma gerçekleştirerek sağlıklı yetişkinliğe erişebilirler.

Kaygısızca Ali’nin günahlarının Veli’nin günahlarına oranının sorulduğu, savaş! karşıtı diyerek tiyatro oyunlarının yasaklandığı bir sistemde; kaygılı ve mükemmel ebeveynler olarak çocuklarımıza 0 ile 100 arasında paha biçmek, biçilen bu pahaya göre değer gördüklerini hissettirmek, onları sınıflandırmak, sıralamak yerine çocuklarımızla derin bağlar kurarak her koşulda yanlarında olup onlara yoldaş olmak ve gerçekten hayatlarına dokunabilmek en değerli olandır. Sistem yarış atı olmalarına alan açsa bile çocuklar ebeveynlerinin heveslerinin kurbanı değil; kendi hayatlarının oyuncusu olsunlar. Bırakalım özgürce yaşasınlar.

Bu yazı 1063 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar