Reklam
OHAL'DE HOŞGELİYORSUN 2018
Didem Çengel

Didem Çengel

OHAL'DE HOŞGELİYORSUN 2018

2017’de bitti gidiyor işte, daha yolculuk nereye demeden, nasıl başlayıp bittiğini anlayamadan, yeni bir yılı karşılıyoruz. Peki ne oldu şu son 365 günde?

DUYARSIZ KALMAYA ALIŞTIK, ALIŞTIRILDIK

 Pek çoklarının sosyo-ekonomik açıdan gitmeli dediği 2016’dan sonra 2017’nin gelişi de çok sesli olmuştu, giden yılı aratacak cinsten. Henüz hoş geldin dediğimiz anlarda üç harfli, dört harfli gruplardan oluşan cellatların çekinmeden yazıp oynadığı bir dram ile başladığı yılın ilk saatleri Türkiye’de. Bir önceki yıl da yaşanan kanlı tiyatrolardan dolayı psikolojik çöküşte olan toplum için umut önemliydi, başta gençler ve kadınlar olmak üzere toplumun geneli umutluydu yeni yılın bir önceki yıldan daha iyi geçeceği konusunda.  Ocak ayından belli olmuştu 2017 yılının gidişatı. En çok teröre lanet ettik, en çok şehit haberlerini okuduk günbegün. Ülkece travmatize olmuştuk bir kere. Her gün yaşanan bu olaylara duyarsızlaşmıştık. Yazık dedik ve geçtik. Travma; bireyin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü tehdit eden bir durumdur.(APA,DSM5) Toplumu yaşayan bir organizma olarak ele almak mümkündür. Toplumun yaşadığı doğal afetler, kazalar, savaş, politik, etnik, dini ya da cinsiyet-temelli zulüm ve şiddet olayları gibi toplumsal travmalar, sadece travmayı yaşayan bireyleri değil, bu duruma doğrudan ya da dolaylı biçimde tanık olan tüm toplum kesimlerini etkileyebilecek niteliktedir.  (Çopur ve Gencer,PDB Kişisel Gelişim Yazıları,2015) Yaşanılan bu toplumsal travmalarda en tehlıkeli olan şey alışmak ve duyarsızlaşmaktır. Bu kollektif bilinçaltında güvensizlik hissi yaratır. Bu güven duygusu eksikliği suç ve sapkınlık gibi başka toplumsal felaketlerde su yüzüne çıkar ki toplumumuzda suç oranlarının her yıl giderek artması bu teoremi kanıtlar niteliktedir.

YÜRÜDÜK OTORİTERYAN YOLLARDA

2017 serüvenine kaldığımız yerden devam edecek olursak; 2016 bitmesine yakın mevzu bahis olan anayasa değişikliği konusu ve başkanlık sitemi top 10 da 1 numaraydı. Her ailenin yemek masasında, her dost sohbetinde, her sokak başında ateşli sohbetler ettiği ve referanduma dair tahminler yürüttüğü günlerdi. Sağın, solun, doğunun, batının, el alemin gündemiydi. Evet kampanyaları, hayır çıkacak korkuları derken ağzımızdan çıkacak bir evet ya da hayıra kaldı güzel günler. Gençler nikah masasında ‘hayır’lısıysa evet, ‘hayır’lı olsun da dedi evet evet evet de.

15 Temmuz etkisini hiç yitirmedi. Neredeyse paralel evrenin var olduğu kanıtlandı.  Yılın ilk ayı en çok Obama’nın vedası Trump’ın göreve başlaması konuşuldu. En çok da kesişim ve birleşim kümelerine kafayı yorduk ikili benzerlik bağlamında! Anladık ki iktidarın olduğu her yerde direnişin mümküniyeti vardı. (Sadece elinde gücü bulunduranın izin verdiği sınırlarda) çünkü otorite bunu gerektirirdi. Hükümete karşı bolca protesto olsa da muhaliflerin susturularak bastırılarak özgürlüklerinin elinden alındığı, medyanın pasifize edildiği toplum liderlerine Weber’in ortaya attığı otoriter liderlik kavramını kullanmak yanlış olmaz. Weber’e göre otoriter lider toplumun işleyişinin nasıl olacağına tek başına karar verir. Halk da söz hakkı olduğunu düşünmez. Her ne kadar çağdışı görünse bile bugün hala bu yöntemi kullanan iktidarlar vardır ki geçtiğimiz süreçte yaşananlar bunu göstermektedir.

MUBAH OLAN HERŞEY YAPILDI

2017 de günler geçerken; sanat merkezi yakan kundakçılar serbest kalırken, fikirler tutsak düştü uzun zaman. Akademi esir oldu, rektörler kayyum. Olmaz denilen oldu, hiç umulmadık ikili koalisyonlar gördük. Altından çok suların aktığı, üzerinden çok zaman geçmeden çözülüveren! Aladağ’da yandık, kara denizde Eren olduk hep birlikte. Hakkari’de İstanbul boğaz köprüsünün yapılabileceğine şahit olduk bir baba sayesinde. %51 ve %48 sadece oran değildi bizim için 2017’de. Kaybedenin olmadığı söylendi; parlamenter sistemden, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilirken.  Zaten post modern siyasette kazanan ve kaybeden olmazdı her şey mubahtı. Mubah olduğunu bilen kadınlardan biri ifade özgürlüğüne kavuşabilmek için kurdu iyi partisini. Bir grubun aidiyeti değişti, gruplar arası dağılmalar parçalanmalar oldu.

Eksen eğikliğini bilirdik coğrafyadan ancak eksen kaymasını öğrendik ülkece. Adalet için yürüdük kilometrelerce; bir sivil itaatsizlik eyleminin toplumun belli kesimleri tarafından benimsendiğini de gördük bu yıl. ‘Mültecilik ve mülteciler yine halkın başına bela oldu’ diye yazıldı kimilerince. Halbuki göçmenlere yönelik ayrımcı söylemlerin yarattığı ötekileştirmeyi halkın benimsemesi nedeniyle oluyordu bütün çatışma. Üst kimlikleri ve ulus devlet ideali olmasa insanlar bir arada daha huzurlu yaşayabilirlerdi. Patronlar çocuk işçi olarak çalıştırdı mülteci çocuklarını daha fazla kar için demeyi de ihmal etmedi. Ancak çocuk hakları ihmal edildi. Serviste unutuldu! nefessiz kaldı ve öldürüldü.

ÇARŞAMBAYI SEL ALDI!  

Yazın ortasında İstanbul’u sel aldı. İstanbul’da karalar ve denizler birbirine kavuştu, tatile gidemeyen İstanbullular caddelerde yüzmeye başladı. Bazıları doğal afet, birileri plansız kentleşme ve rant savaşının arka planındaki gerçekler kimileri Allah’ın rahmeti dedi. Belki hiçbiri değildi belki de hepsi.

2017’DE BİR ÇOCUK OYUNCAĞI : EĞİTİM

Her yıl olduğu gibi bu yılda eğitim müfredatı baştan aşağı değiştirildi. Beşinci sınıf dil hazırlık olması konuşulurken Atatürk’e rötuşlar yapıldı. Cihat bilmeyenin matematiğe ihtiyacı olmadığı kanısına varıldı ona da tamam dedik! Eylül ayında öğrencilere müjdeli haberler verildi. Ortaöğretim geçiş ve üniversite geçişte öğrencilerin uykuları kaçmayacaktı artık. Yeni sistemle ilgili hiçbir çalışma yapılmamış iken sınavsız model açıklaması yapıldı. Binlerce öğrenci tam da sınav sürecine adapte olmuşken sınavsız modele kolayca alışıverdi.  Ancak bir sorun vardı yeni sistem ne olacaktı? O cevap için uzun bir süre beklememiz gerekti. Sonrasında önümüze serilen birçok seçenek oldu. Ve en nihayetinde orta öğretim geçişte isteğe bağlı sınava girme, üniversite geçişte sınavın stilini değiştirme gibi bir yolla orta öğretim yüksek öğretim geçiş süreçleri tatlıya bağlandı. Bir süre eğitim camiasında kimse neyin ne olduğunu bilmiyordu. Bilinen tek bir şey vardı. Bir milletin geleceği ile oynamak istiyorsan eğitim sistemi ile oynanmasının yeterli olacağıydı.

ŞİDDETİN ADRESİ HİÇ DEĞİŞMEDİ: İNSAN İNSAN

Ülke ’de değişmeyen bir şey daha vardı bu yıl da. Kadının konumu. Kadınlar bu yıl da süt izinindi işten kovuldular, sistematik olarak kaçırılıp tecavüz edildikten sonra sus payı olarak yirmi otuz bine satıldılar. Yirmi yerinden bıçaklanarak öldürüldüler. Hani pek çok kimseye göre kadınlar indirimi sever ya işkence yapılıp elektrik verilerek öldürülen bir kadını öldürüne verilen iyi hal indirimine bu yıl da sevemedi kadınlar alışamadı. 2018’de de alışamaz. Kadına yönelik ayrımcı tutum, müftü nikahı, aile arabuluculuğu, emek sömürüsü, şiddet, taciz tecavüz haberleri olağanlaşarak hayatımıza sızmaya devam etti 2017 boyunca. Şiddetten ölen kadınlar için yapılan dijital bir anıt olan anıtsayaç.com’a göre yılbaşından 24 Aralık 2017 tarihine kadar 295 kadın öldürüldü. Erkek cinayetine de şahit olduk bu yıl. Ünlü oyuncu bir otel odasında ölü bulundu saplantılı bir kadına tarafında işlenen cinayet sonucu. Mesele kadın ya da erkek değil nefret kültürünün şiddete fiziksel yansımasıydı. Erkek otoritesine dayanan toplumsal örgütlenme düzenlerinde (ataerkil toplum yapılanması) erkeklik idealinin erkeğe yaptığı zulmü farkettiğimiz zaman insanlar olarak değer görebilecektik ancak.

GURURLANDIRAN TIP DÜNYAMIZ

Sosyal öğrenmelerin çok etkili olduğu insan davranışında, dilimizde şiddeti davranışımızda agresif tutumları yürüttük çoğu zaman. Gerek otoritenin tavırları gerek medyanın idealize ettiği günlük davranış biçimlerimizde olumluya dönüşümün hayali 2018’ kaldı. Dönüşüm umuduyla. 2017’de bizi onurlandıran yüzümüzü gülümseten buluşlar ise umudumuzu perçinledi. Türkiye’nin ilk yerli kan pompası on bir yıllık uzun uğraşlar sonucunda üretildi. Ottulü bilim insanı Profesör Doktor Hasırcı ve öğrencisi Doktor Şen tarafından kanseri hızla teşhis edebilen kısa sürede tanı koyabilen bir çip geliştirildi. Ayrıca ünlü bilim insanı Canan Dağdeviren midedeki değişiklikleri takip edebilen sindirilebilir bir sensor geliştirdi. Ve bu sayede obezite tedavisinde yeni bir yol açtı.

FENERBAHÇE YÜZÜMÜZÜ GÜLÜMSETTİ

Sporda Fenerbahçe’nin Euroleague kupasını alması izleyicileri basketbola doyurdu ve Beşiktaş’ın grup birincisi olması gururu ülke olarak kenetlememize sebep oldu.

İZLEYİCİSİ OLDUK ! HAYATLARIMIZIN

Bütün bu olanları izledik yıl boyu ancak yanlızca izledik; üzüldük, sevindik, öldürüldük, yaşatıldık, susturulduk, bastırıldık, gezdik, tozduk, eğlendik ve hepsini unuttuk ya da unuttuk gibi olduk. Postman Televizyon Öldüren Eğlence derken haklıydı çünkü bizler kendi hayatlarımızın seyircisi olduk yine yeniden son bir yıldır. Baudrillard’ın kitabında söz ettiği duruma düştük. ‘Birey televizyonda Sudan iç savaşını, herhangi bir tuvalet kağıdı reklamıyla aynı duyarsızlıkla izlemektedir.Televizyonu kapattıktan sonra Sudan’daki iç savaş devam etse bile onun için bitmiştir. İşte bireyin yaşadığı bu evren simülasyon evrenidir. Her şey görüntülerden ibarettir ve cansızdır.’(SİMÜLAKLAR VE SİMÜLASYON) Bizi biz yapan, aktörü olduğumuz, toplumsal bilincimizi, kültürümüzü, kollektif hafızamızı oluşturan olayları televizyondan izledik ve kapattık. Sosyal medyada birkaç fotoğraf paylaştık ve beğeni aldık ancak derinlemesine düşünemedik. Kitle iletişim araçlarının varlığı bizleri gerçek benliklerimizden uzaklaştırıp sosyal medya üzerinde gerçekliğini iddia eden sanal bireyler haline dönüştürdü; pek çoğumuz farkettik ancak uyanmak istemedik.

UMUDUMUZ İYİ OLMA HALİNE

Ütopik bir Türkiye değil isteğimiz aslında 2018’de. Tek dileğimiz dönüşen dünyanın oyununda fasulye olmaktan çıkmak, zaman zaman ekip lideri olabilmek, oyunun kurucusu olmak, zaman zaman da kimsenin mızıkçılık yapmadan tamamlayabilmesi oyunu ya da sürdürebilmesi. Önce bireysel gerçeklikleri yakalamak sonra toplumsal bilincimizi diri tutmak.

Mesela bu yıl eğitimde değişikliğe gidilmek istenirse eğitim bilimcilerin oluşturduğu bir komisyon değişiklikle ilgili bir araştırma geliştirme sürecinden geçirdikten sonra belli başlı testler ile analiz edilip aileler ve öğrencilere sunabilir.  Niçin Türkiye’de işsizlik oranları azalmasın ki? Kişi başına düşen milli gelir düzeyi açlık sınırında kalmak zorunda değil.  Bir kişinin yıllık okuduğu kitap sayısı ile yıl içinde yapılan buluşlar aynı oranda artabilir. Suç, terör, cinayet, tecavüz, işkence kelimeleri örnek bulamayarak sadece kavramsal kalabilir. Toplumun yaşadıklarını anlamlandırmak, tek tek toplum parçacığı olan bireyde başlar, bu yüzden Sudan iç savaşı önemlidir!

Psikolojide iyi olma hali ve olumluya odaklanmak kısa süreli çözüm odaklı bir yöntemdir. 2018’e çözüm odaklı dileklerimizle; kadın, erkek, çocuk ve farklı cinsel yönelimlerin kendini ifade edebildiği sanatın engellenmediği, bireysel kimliklerin realize edilerek inşa edildiği, kültür üretime aç nesillerin yetiştiği, bilimsel bilginin yaratıldığı, eleştirinin gelişme adına bir yol açtığının ileriye götüren olduğunun farkına varılarak ifade özgürlüğünün düşüncelerin kısıtlanmadığı huzurlu bir yıl olsun. Ohal’de hoş geliyorsun 2018…

Bu yazı 1684 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar