BU BENİM MANİFESTOM
Hülya Tozlu

Hülya Tozlu

tozlu sayfalar

BU BENİM MANİFESTOM

"Sevginizi dillendirmekten kaçınmayın!" der uzmanlar. Ben kaçınmam kendi adıma ama en çok da teşekkür etmesini bilirim. Öncelikle de beni var eden Tanrı'ya teşekkür ederim. Beni var etmeleri için görevlendirdiği anne-babama teşekkür  ederim. Bu ülkede ATATÜRK çocuğu olarak ve verdiği en güzellikler içindeki bu yurdun insanı yarattığı için teşekkür ederim.
Kuşku yok ki kuru teşekkür de anlam taşımaz. İnsan olmanın erdemi bu duruşa yakışır yaşamak. Zaten teşekkür ettiğim değerler aynı enerjiyle geri dönerler. Bu alış veriş lehime yansır. Kısacası istememe gerek kalmaz. Böyle yaşamak dua etmeye gerek de bırakmaz. Tanrı'nın verdikleri ya da içinde var olduğumuz tüm güzel değerler öncelikle hak etmeyi gerektirir. Buna çaba harcayıp da tatminsiz kaldıysam el açarım bir tek; o umulan güç için..
Teşekkür etmeden, değer bilmezlikle istemeyi yakıştırmam kendime.  
Öncelik en yakınımı görmek görevidir...
Üç annem oldu benim babamdan yana. Her biri ayrı yüklemeler kattı. Hiç annesi olmamışlar da var ve yaşantıma bakıldığında benim de hiç olmadı denilebilir. Kısacası aynı kapıdan geçiyoruzdur…ama ben hep arkamda ya da altımda kalmışlara dönüp bakma ilkesiyle teşekkür ederim varsıllıklarıma. “Tanrı’m neden benim de tek annem olmadı?” Ya da “Tanrı’m neden beni de annesiz bırakmadın?” absürtlükleriyle dua etmek geçmedi usumdan.
Varsak, var olan değerlerimiz üzerinden varlığımızı en sağlıklı biçimde koruyup kollamak olmalı yaşamak. Böyle baktığınızda siz gibi milyarlarcasını da unutmamış olursunuz. Unutmadığınızda da zaten onlar için dua ettiğiniz gerçeği çıkar. Ayrıca köşeden el açıp iki lâf savurmak yerine eskilerin ”Ainesi iştir kişinin lâfa bakılmaz!” düsturuyla yapmanız gerekenler üzerinden yürümüş olursunuz. Bu kadar yoğun bir atmosferde bunca varlık için teşekkür etmek varken hâlâ istemek için yakarı nankörlüktür bence. Teşekkür ederim yaratılmışlara yaratandan ötürü. Doyumsuz yaratılmış olsak da şımarmak yerine istem kontrolünü yerinde tutabilmektir asıl sınav. Hoşnutsuzluklar aramak yerine hoş olanları görebilmek önceliği…
Olumsuzluklara bakarak yaşarsak veren ele ihanet etmek gibi yönlerimiz ağır basar insan yaratıldığımızdan. Peygamberimizin de dediği gibi iyilik etmişsek nankörlük görürüz teşekkür etme erdemini gereksiz buldukça. Yoksa birbiriyle ilgisiz insanların neden bir kavgası olsun ki…?  Çalışarak saygın kimliğine sahip çıkanları örnek almak yerine haset gözle –belki de aleyhine dua edip- kendi bedenine, kişiliğine zarar verenler hırsla oturup zararla kalkmaya mahkûmdurlar. Başkalarına fenalık ederek tatmin yolunu seçenler aslında kendilerine fenalık ettiklerini görmezden gelirler. Oysa o çok değerli varlık bunu hak etmemeli, önce kendini sevip kendiyle barışık olabilmeli. Bunları düşünebildiğim için de çok teşekkür ederim yaratana el açıp daha da istemek yerine. 
Tanrı akılla ödüllendirip üstün kılmış insanı. O aklı çıkarcı düşünceyle -nasılsa veriyor diyerek- cebimize kilitleyip sonsuz beklentilerimiz için istismara kalkmak sırat köprüsünün görünen resmidir. Bu bakışla dua etmeyi bilmem. Teşekkür etmeyi bilirim en çok. Gördüğüm soluduğum güzelliklere teşekkür ederim. Bunu görüp değerlendirmeyi bilmeyenlere ya da istese de başaramayanlara yardım ederim ancak. Canı yanmışlara yandaşlık ederim. Öğrendiklerimi paylaşırım. Öylesine çağlayanımdır ki her solukta akarım yüreklere sevgi seli sunarak.
Yaşam ders vermekten usanmaz bize hizmet aşkıyla. Yaş alıp deneyimlerimi artırdıkça beğenmem kendimi. Dün yaptığım insana el verme hizmetlerimi yetersiz bulurum bugün. Bende olanı bölüştüm diyerek egomu tatmin etmiş olmaktan utanırım. Vermek kadar karşımdakinin duygularını da taşıyıp dert etmem gerektiğini ayrımsarım. İnsana sadaka savurmak değildir vermek. Ya da aç olanı bir-iki öğün doyurmak değildir. Hiçbir şey vermeden salt empati kurmaktır asıl erdem.
Empati kurduğumda teşekkür ederim kendime.

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Eşref Akyıldız
    2 ay önce
    Güzel bir yazı..Oldukça olgunlaşmış düşünceler ..Ama bir eleştirim var..Tanrı kendisinden çok bahsedenleri değil hissedenleri sever..Yazmaya devam..Selemlar...
  • Hülya Tozlu
    2 ay önce
    Sevgili Eşref teşekkür ederim değerli ilgine ama burada Tanrı kendi(miz) oluyoruz. :)2000\'li yılların başlarında kaleme almıştım.
  • Yaşar Ayık
    2 ay önce
    Benim Babamın okuma yazması yoktu tam anadolu insanıydı ve bunun yanısıra İstanbul gibi büyük bir şehrin küçük bir semtinde şehrin yaşamına uyum sağlamış yedi çocuk yetiştirmiş ve çocuklarına sevgiyi saygıyı dürüstlüğü ve insanlığı verdiği nasihatlarla öğretmiş çevresi tarafından sevilen sayı*** bir mahhalle büyüğü rolarak yaşamış teşekkür etmeyi adet edinmiş bir insandı bende Babamın oğlu olduğum için Babama teşekkür ederim.Size çok teşekkür ederim sevgili Hülya hanım bu yazınız beni taa uzaklara çocukluğuma götürdü Kâleminize sağlık Teşekkür ederim

Son Yazılar