14 ŞUBATTAN ÖNCE AYRILMAYALIM …
sevilay küçükkaya

sevilay küçükkaya

Dikenli Yazılar &Kaktüs Sevilay

14 ŞUBATTAN ÖNCE AYRILMAYALIM …

Selam sevgililer ve sevgilisi olmayanlar …İlişki uzmanı değilim . Sadece gördüklerim, duyduklarım ve bildiklerimin çerçevesinde ikili ilişki konusunda da yazmak istedim. Hani herkes ister ruhu birisiyle dinlensin, hem de aynı kişiyle eğlensin… Ah ah ne şanslıyız ;  hepimiz eşsiz ruhlara sahibiz ve ruh ikizimizi bulmak ve aramak konusunda mükemmeliz … Bu arabesk duygularımız, ah bu şarkılar, tutkulu hormonlar ve bizi alışverişe iten reklamlar arasında kaybolmayanlara selam olsun.. Bizim ‘’ içimden geldi ‘’ konseptli günlerimiz olmalı … Sadece bazı örneklendirmelere dokunmak istedim.Gerçek  çiftlerin durumlarını gözlemlediğimde bazılarının ilişki paralelleri bana komik geldiği için kendimce ilişki tarzlarındaki karmaşalara vurgu yapmak istedim. Sevgililer Günü gibi mesela …13 Şubat umutların ayyuka çıktığı,plan program , sunum , hazırlık , telaş günü . Bir çok sevgili hediye bekliyor ; teklif bekleyen, hediyenin maliyetini araştırıp merak edenler, hediyesini kendisi belirleyip dile getirenler, hediye beklemiyormuş gibi yapıp bekleyenler, barışmaya meyilli olup umut edenler, hediyenin sunum kısmına takılanlar …. Her yıl aynı ve zaten malum reklamlarda pırlantalar kadınlar buna layıktırla yayılan aaa seninki kaç kratla yarışan furya mesela bu da aynı beklentilerden yola çıkmış bir örnek. Eeee tabii ki güller buketler,yüzükler telefonlar farklı hediyeler …Bir de yılın sevgilisi yazan kupalar ayıcıklar , ya da tatil hediyeleri. Hediyeleşmek muazzam bir gelenek .Gösteriş için yapılmayanlar benim favorim.’’ Baaak bana ne aldııı , ya seninki ne aldıııı ?’’ gibi söylemler de cabası. Şimdi 14 Şubat işte koştur koştur mevcuttaki olanakları kullan yeteri kadar etkileyici olduğuna emin ol ve göze giren hareketlerini sergile….15 Şubat ah o eli boş kalanlar …Eyvah iki kişiye birden hediye verenler …Hediyeden memnun kalmayanlar…

 Sevgili olmanın en gerekli temeli karşılıklı güven duygusu tabii ki.O kadar çok birbirini aldatan ve ilişkide aldatılan varken gerçek ilişkilere gıpta ile bakıyoruz.  Güvenmemesine rağmen devam edenler KABUL NOKTASI , güveniyormuş gibi yapanlar BAĞLILIK , hem güvenmeyip , hem kendisi de güvenilmez olanlar ÖÇ ALMA…Kabul noktasındakiler daha çok maddi manevi bakımdan karşısındakine kendisini mecbur hissedenler ‘’ O olmasa , ben bir hiçim !’’ Bağlılık noktasındakiler ; ‘’Bir defa yanıldı beni aldattı ama bir daha olmaz, beni bırakmıyor, hep bana dönüyor işte ‘’Bu iki tiptekiler de sevgililer gününde hediye bekler emin olun… Öç alma kısmında ise aldatılmayı egosuna hakaret sayanların tavrıdır daha çok ve sonu güzellik&  spor merkezlerinde biter.’’Daha genç görünmeliyim, daha güzel olmalıyım, ne kaybettiğini gösteririm ‘’ Bu ilişkiden çıkış yok sonu El Fatiha !

    Şöyle olmasa mesela evde bir kavanoz kapağını açmaya yardım etmeyen kocalar dışarıdaki taş bebek hanımların koştur koştur araba kapılarını açmasa … Eve gelmeyen kocasını eve bağlamak için çocuk yapmasa anneler …Erken yaşta evliliğin ne olduğunu bilmeden evladını vermese birilerine ebeveynler… Gerçek hislerini paylaşsa eşler…Çiftlerin ayrılma nedeni aldatma olmasa , biri diğerini  aldatmadan ayrılsa. Dışarda efil efil gezen tüm gününü kendine ayırmış güzel hanımefendileri evde ev işleri yapan eşlerle kıyaslamasa erkekler… Evi helalinden geçindiren eşlerin birbirine minnetini göstermesi kolay olsa ya da yapılan fedakarlıklar başa kalkmayla son bulmasa… Mesela evine kötü dışarıya melek yani el iyisi denilen cinsten olmasak …Güllerin takdimini gerçekten tek özel insana yapsak  ve malum gülün yaydığı gizemli frekansını bir şeyleri ört bas etmek için değil de gerçekten sevgi adına versek..Vakit ayırsak anlamak ve anlaşılmak için…Yaşadıklarımıza şükretsek , birbirimizin esiri ,kölesi ya da efendisi değil de gerçekten hayat arkadaşı olsak…Ezmesek, ezilmesek…Hiç kimse adaletsiz doğmadı ; adalet duygusunu küçük yaşta yitirmiş bir insan isyankar olur ve aile ortamı tatmamış bir insanın en derininde bu özlem vardır. Birbirimizi tanımak demek tam da bu ; onun içindeki özlemleri, umutları, ihtiyacı ve hedefleri öğrenmek demek. Nasıl küçük yaşta oyun arkadaşımızı seviyorsak ve seçiyorsak olgun yaşlarda da aynıyız aslında . Ve yaşanacak kısa bir hayat var.Kimle hayat adımlarını yürüyeceğini seçtin ve içine sindi, gönlünü sevindirdi ,empatileriniz sempati oldu, fedakarlıklar eşitlendi emin ol ki , o senin hayat arkadaşındır …En güzel hediye aslında birbirinin varlığına değer vermek ve kendisini de iyi hissetmektir. Bunun dışındaki hediyeler uzatmaların ya da kendini kandırmanın ponçik , sevimli şovlarıdır. Yoksa her köşe başında kırmızı gül satılıyor , bence sevmediğin insana ümit verme yazık ,O SENİN İÇİN HERKES GİBİ YA DA HİÇ KİMSE GİBİYSE  almasan da olur…

Musmutlu Olmanız Dileğiyle....

                                                                                                DİKENLİ YAZILAR & KAKTÜS SEVİLAY 


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar