Reklam
BENCİL İNSAN
Sibel DİNÇ

Sibel DİNÇ

BENCİL İNSAN

Biz insanoğlunun en büyük özelliklerinden biridir kendimiz gibi diğer insanları da düşünmek, komşumuzun eksiğini gidermek, yani kendimiz tokken aç olan komşumuza da bir şeyler verebilmek tabiri caizse hep bana hep bana dememek. Ancak son günlerde sık kullanılan bir cümle var bazı kişiler biraz sıkıştı mı, biraz zorda kaldı mı valla benim hayatım kendimi düşünmek zorundayım diyerek çıkıyorlar işin içinden. Elbette ki ben duygusu önemlidir, ancak bunun bencillik düzeyinde kullanılması, kişinin hem kendine hem çevresine zarar vermesine neden olmaktadır.

Bencilliğin arka planın da kişinin iç dünyasında güçsüz olması yani zayıflığı yatar. Bencil kişilerin kendi odaklı yaşamaları aslında dış dünyadan gelebilecek tehlikelere karşı kendilerini korumak istemelerindendir. Böylece kendilerini yaşamın odağına almış olurlar. Başkalarını anlamaya çalışmazlar, sorumluluk taşımazlar kısacası kendilerinden başka kimse önemli değildir onlar için. Kendilerine fayda sağlayacak bir şey varsa, başkalarının arzuları, istekleri ya da onların ne duruma düşecekleri önemli değildir, varsa yoksa tek kendileri ve bencilce istekleri vardır ortada.

Eğer yaptığı ya da istediği şey sadece kendi yararına ise, işte o zaman kişi bencilce bir istekte bulunuyordur. Yani aslında kişinin niyetidir önemli olan. Anlık zevkler peşinde koşan, uzun vadede huzurlu olmak yerine o anı yaşayan ve kimselerin, onun umurunda olmadığı, kişilerdir onlar. Aynı zamanda oldukça da mutsuzdurlar. Bir insan kendini merkeze alarak yaşamaya başladığında, aslında tam tersi olarak ta mutluluğu kendinden uzaklaştırmaktadır. Onlar yaptıkları şeylerin sonucun da bir müddet sonra yalnız kalmaya mahkûmdurlar. Eğer ellerinde güç ve para varsa insanları etrafında toplamaya devam ederler, ta ki bunlar tükenene ya da artık o çıkarları dağıtmayana kadar ve sonra derin bir yalnızlık başlar. Onun içindir ki genelde onları, söylenirken bir şeylerden şikâyet ederken görürüz. Zamanında yanın da olan kişiler onun bencilliğinden dolayı artık ondan uzaklaşmışlardır ve onlar bunu bir türlü anlayamazlar ya da anlamak istemezler.

Bu arada bencil insanı sakın sevgiden yoksun sanmayın, onlar sevmek için mükemmeli seçmiştir, yani kendilerini.

Bencil insan âşık olduğu kişide kendi çıkarlarını seven tek kişidir. O sadece kendisi için sever, zora geldi mi de kaçar. Çünkü o tür insanlar üstüne sorumluluk alamaz, o zaman yük yüklenmiş olur, onlar zahmete, riske girmeyi sevmezler. Emek vermeden yorulmadan, yani sebepleri için uğraşmadan direk sonuca ulaşmaya odaklanırlar ve bunu yaparken de, birilerini harcamaya aldırmazlar. Bugün seni çok seviyorum derler, yarın çıkarlarına biraz ters geldiğinde, sen yoluna ben yoluma demekten bir an bile çekinmezler ve bunu yaparken de daima onları haklı çıkaracak sebepleri sıralarlar, sizin duygularınız, hisleriniz onlar çok da önemli değildir o andan sonra.

Onlara yardımcı dahi olsanız bir an çıkarları doğrultusunda davranmadığınızda, sizi harcamaktan çekinmezler. Kapalı kapılar ardında bir sürü planları vardır ve işlerine gelmediği zaman bunları rahatça kullanabilirler. Bu duygu, kişiye vermekten çok almayı öğretir. Dolayısıyla istedikleri kadar alamayınca hırçınlaşırlar, sıralamada her zaman en önce onlar gelmelidirler. Ne olursa olsun insanlar onları anlayış ile karşılamalıdırlar. Diğer insanların duygularını anlayamazlar, çünkü empati kurma becerileri gelişmemiştir.

Hayatı keyiflerine göre yaşarlar, tahammül düzeyleri çok düşüktür, kötü ve zor durumlara tahammül edemedikleri için tembel olmaya başlarlar, dolayısı ile mücadele gücünden yoksun üretmek yerine tüketen kişiler haline dönüşürler. Çıkarlarına göre yön değiştirdikleri için, bir hedefleri de yoktur. Eğer bencil insanlar ordusuna katılmayı gerçekten istemiyorsak, o halde ben, benim hayatım demeden önce etrafımızdaki insanları, bir kez daha düşünüp, ondan sonra eyleme geçmeye ne dersiniz?

Satırlarımı şu güzel sözlerle sonlandırmak istiyorum.

“Cesaretini topla. Korkularının yerine sevgini koy.
İlerle, geliş ve geliştir.
Tekâmülün için kendini merkezine koy.
Hayatla birlikte uyum içinde ol.
Donuk olma, akışkan ol.
En önemlisi yürek sahibi ol,
hem de kocaman bir yüreğe.
Aşkla gülümsemek için bir adım daha at.
Gerisi kendiliğinden geliyor.” 
M.Güler

Bu yazı 300 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar