Reklam
Gerçek Dostluk Dediğin
Sibel DİNÇ

Sibel DİNÇ

Gerçek Dostluk Dediğin

Merhaba Sevgili okuyucularım bu yazım dost bildiğim, dostum sandığım ikiyüzlü insanlara ithafen gelsin.

Gerçek Dostluk Dediğin; yalandan, ikiyüzlülükten, sahtelikten uzak, samimiyetin, paylaşımın ve doğallığın olduğu karakterlerde barınabilir ancak. Karakterine yalan alışkanlığı bulaşmış, yüzüne yalan tebessümlerin yerleştiği bir şahsiyetten ancak dost görünümlü düşmanlar olur. Görünümlü dedim çünkü artık günümüzde düşmanlıkta sahtekârlıkla yapılıyor. İnsanı en çok üzen noktada değer verilecek insanlarda yanılması oluyor. Sevgi de emektir, zaman ile emek verdiğin, değer biçtiğin insanların yüreklerinin aslında göründüğü gibi olmadığını anladığın an dostluk kavramına inancını da yitirdiğini anlıyorsun. Bir insanı kazanmak çok güçtür, sevgi zor elde edilir ama çok kolayda yitirilebilir. Dostluk güvendir, inanmaktır, kendin için istediğini dostuna da istemektir. Yalan söylemek değildir! Kötülüğünü, üzgün olmasını istemek değildir. Dostluk sağlam karakterlerin karşılıklı kurabileceği bir bağdır. Ötesinde yanılıp yanlış insanları dost edindiğinde hayal kırıklığı ile tanışmak çok uzun sürmez. Hayal kırıklığını kendine kızmakla beslersin. Ben nasıl oldu da bu insanı tanıyamadım diye hayıflanırsın. Belki tanımak için çok fırsat çıktı da hani iyi insan olacağız ya hataları hoş görmüşüz geçmişizdir. Sonra bir bakarsın dostun dediğin kişi artık sana çok uzaktır. Yabancı bir insanın bile değeri gözünüzde daha fazla olmuştur. Dostluk paylaşmaktır; sırrını sır bilmektir, acısını acı bilmek, düşmanını düşman tanımaktır, ricaya bile minnet etmesini beklemeden ona iyilikte bulunmaktır. Dostluk yalanlarla örülmüş, süslü kelimelerle örtülmüş sahte konuşmalar, sahte samimiyetlikler değildir! Bir insan sana değer veriyorsa değerlidir çünkü değeri olmayandan dostlukta beklenmez. Dost kızgınlığında, üzüntülü anlarında zayıf noktalarını görüp mutlu olan kişi de değildir. Zayıf noktalarını bilipte sonra suiistimal eden kişi de değildir. Dost iyi gününde değil kötü gününde ve sonrasında anlaşılan, yapılan iyiliklere nankörlük edecek kadar acizleşmiş kişi de değildir. Bu nedenle insan dostuna benzer ve insan yine hataya meyilli, yanılmaya açık olduğundan bazen dost seçiminde başarısız olur ki o zaman ne kendine kızman seni iyi hissettirir ne de o kişiye sitem etmek; çünkü sitemde bir beklentidir. O zaman hayata, insanlara küsersin bir dahaki güvenin oluşması için güçlü zırhlar takınırsın kendine. O zırhın içinde biraz mesafe, biraz tereddüt ve biraz da güvensizlik vardır. O zaman dostluk çok boş bir lakırdı kalır insanın kalbinde. Eğer hayat size karakterli bir insanın, sevgi dolu bir insanın dostluğunu sundu ise bunu samimiyetsizlikle ve yalan ile yıkacak cesaretiniz varsa sizi sadece aciz diye nitelendiririm. Kendini çok şey sanan acizler. Dost demek kuyu kazmak değil, verilen kıymeti o kazdığın kuyuya kendi ellerinle atmak da değil. Sen insanların mutsuzluğundan, güveninden kötülük oluşturabiliyorsan zaten bunu ancak bozuk bir kişilik yapabilir ki şaşmamakta gerekir. Ben değerimden bir şey kaybetmem, sonuçta altın çamura da düşse yine altındır, iyilik yapıp denize atarım yine de iyilikten de dostluktan da vazgeçmem. Gerçek dost olabilen insanlarla karşılaştırsın Rabbim bizi.

 

SİBEL DİNÇ

Bu yazı 1154 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar