HAYAT GERÇEKTEN BİR MARATON MU?
Sibel DİNÇ

Sibel DİNÇ

HAYAT GERÇEKTEN BİR MARATON MU?

 Değerli okuyucularım uzun bir aradan sonra nazicane yazılarımla sizlerleyim bu yazım da sizlere hayatın hep bizi koşturduğu nefes nefese bıraktığı sonucunda ise başladığımız noktaya geri getirdiğinden bahsedeceğim umarım hoşunuza gider ve yazımın tamamını sıkılmadan zevkle okursunuz... Gelişmek için, başarılı olmak için hep söylenen bir söz vardır. Mutlaka duymuşsunuzdur: “Hayat/iş yaşamı bir maratondur”. Söz kulağa çok acımasız geldiğinden midir, yoksa daha afili olsun, akla mantığa yatsın diye midir bilinmez, ‘arada dinlenmeli ve koşmaya devam etmeli’ diye devam eder. Hayat gerçekten maraton mudur peki? Yoksa kapitalist sistemin bir parçası mıdır bu söz? “Daha”: Çarkı Döndüren Tılsımlı Söz “Daha iyi bir lise kazan”, “daha iyi bir üniversitede oku”, “daha iyi bir işe gir”, “daha iyi bir evde yaşa”, “daha iyi bir telefon kullan”, “daha iyi giyin”, “daha iyi bir çevren olsun”, daha, daha, daha… Hepsi için haliyle temponun artması gerekiyor. Ok hep ileriyi gösteriyor. KOŞ, KOŞ, KOŞ! Tüm bu koşturmaca ve yaptığımız onca şey hayatı güzelleştirmek için mi? Başarılı olmak için mi? Tüm bunlar bize mutluluğu ve başarıyı getiriyor mu? Emin değilim. Niyet oysa bile çark bir yerde ele geçiriyor bizi ve biz; sadece iyi bir hayat için çıktığımız yolda sürekli koşan, ezberleyen, değerleri kum gibi azalan insanlar haline geliyoruz , asla geri döndüremeyecğimiz tek şey olan zamanı koca bir hiç miş gibi kaybediyoruz. Bu “EN” diye tabir edilen şeylerin alt markalarını dolduran bir sistem, onlara ulaşmaya çalışan ise bizler! Oysa bir dizginleyebilsek içimizdeki arsızı, gerçekten iyi bir yaşam için mücadele etsek, her şey çok daha iyi olmayacak mı? Diyeceğim o ki; amaç başarılı olmak, gelişmek ve yükselmek, mutlu bir yaşam ise, tüm oklar ileriyi gösterirken ve sana “KOŞ” derken, belki de ileriye gitmemiz değil de özümüze dönmemiz gerekir. Ne dersiniz? Hayat akışkan ... Hayat hızlı ... Hayat değişken ...! Peki bu hayat ne kadar gülümsetiyor bizleri ? Durup düşündünüz mü hiç ? Yaşamın basitlikleriyle uğraşmaktan,bize dayatılanı yaşamaktan kendimizi unutuyor olabilir miyiz birçok zaman ? Bir silkelenmek gerekmez mi ? Bir sarsmak kendimizi ? Beklentilerimiz neler ? Neleri yapmaktan keyif alıyoruz ? Sıcak bir çay, kızarmış ekmek mutlu olmaya yetmiyor mu bazen ? Ya da yeni bir kitap, güzel bir şarkı, içten bir selam,sımsıkı sarılmak sevdiğin bir insana .. Ya da bir hayvanı beslemek belki de ... Komşuya günaydın demek fesatlık olmadan ... Birinin başarısını alkışlamak kıskanmadan ... Ne kadar insanca yaşayabiliyoruz bu hayatın karmaşasında ..? Ya kapa gözlerini 5 dakika sessizliğin içinde iç sesini dinle ... Ya da geç aynanın karşısına önce kendine selam ver ve kocaman gülümse güne... Hayat uzun sanılan bir maraton... Ve biz onun 100 metre koşucularıyız..! Sevgilerimle ...

Son Yazılar