İktidar olduğu süre boyunca 13 grevi yasaklayan AKP hükümeti, OHAL döneminde 5 grev yasağına imza attı.
Grevleri "erteleme" adı altında iptal eden hükümet, OHAL döneminde çıkardığı 678 sayılı KHK ile grev yasağının kapsamını genişletti.
Recep Tayyip Erdoğan, dün TOBB Kabul Salonu'nda, 15 Temmuz etkinlikleri kapsamında, yabancı sermayeli yatırımcılar ile bir araya geldiği toplantıda yaptığı konuşmada, OHAL hakkında çarpıcı itiraflarda bulunmuştu. Erdoğan, işçilerin hak arama eylemlerini "tehdit" olarak tanımlarken, OHAL gerekçesiyle grev ertelemelerinden iş dünyasının memnun olması gerektiğini savunmuştu.
Erdoğan'ın bu sözlerine TÜRK-İŞ konfederasyonu tepki gösterdi. Grevin işçilerin anayasal hakkı olduğunun hatırlatıldığı açıklamada, OHAL kanunlarının amacından saptırılmaması istendi. İşte TÜRK-İŞ'in açıklaması:
Sayın Cumhurbaşkanımız, yabancı yatırımcılara hitap ettiği konuşmasında “Grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifade ederek anında müdahale ediyoruz” ifadesini kullanmıştır.
Grev hakkı, işçilerin büyük mücadeleler sonunda elde ettiği bir haktır. Onayladığımız uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmıştır.
Anayasamızın da güvencesi altındadır. İşçiler, çalışma koşullarını, ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ya da iyileştirmek isterler. Taleplerinin karşılanmaması durumunda, uyuşmazlığa düştükleri konuları kabul ettirmek için bir mücadele aracı olarak grev hakkını kullanırlar. Grev bizler için her zaman son çare olmuştur. Toplu iş sözleşmelerinin önemli bir bölümü her zaman taraflar arasında uzlaşma ile sonuçlanmaktadır.
Ülkemizde olağanüstü hal (OHAL) uygulamasının temel nedeni bilinmektedir. 15 Temmuz’da yaşanan hain kalkışmanın etkilerinin ve terörün ortadan kaldırılması öncelikli amaçtır.
Çalışanların gelir ve iş güvencelerini korumak, geçim koşullarını iyileştirmek amacıyla uyguladıkları greve müdahale bazı kötü niyetli işverenleri cesaretlendirecek, işçi hak ve özgürlüklerine karşı olumsuz tutumlarını sürdürmeye neden olacaktır.
İşçi ve işverenin karşıt çıkarlarının dengeli ve adil biçimde düzenlenmesi öncelikli yaklaşım olmalıdır. Uluslararası rekabet gücü, emek maliyetini daha da düşürecek yaklaşımlarla sağlanamaz.





