-Kent konseylerinin Kuruluş amaçları;
-Kent Konseyleri; 5393 sayılı Belediyeler Kanunu ve 26313 sayılı Kent Konseyi Yönetmeliği'ne dayanarak kurulmuş demokratik yapılardır.
-Kent (Toplu yerleşim yeri, İl veya ilçe, ŞEHİR )
yaşamında, kent vizyonunun ve hemşericilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeyi amaç edinmiş yapının adı Kent Konseyi’dir.
-Kent Konseyi;
Merkezi yönetimin (İllerde Valiliklerin, İlçelerde Kaymakamlıkların),
Yerelde yönetimin (İl ve İlçe Belediye Başkanlıklarının), kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun birlikte ve ortaklık anlayışıyla, hemşerilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzmanlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmalarını ifade eder.
-Kent Konseylerinde; Kentteki tüm kesimlerin ve hemşerilerin, Dini, mezhebi, siyasi ve ideolojik hiç bir ayırıma gitmeden temsil edilmesinin sağlanması için her farklı kesim ve hemşeri gruplarının etkinliğine ve sayısal yapısına bakılmaksızın mutlaka temsilinin sağlanması gerekir.
-Kentte ikamet eden herkes Kent Konseyi diye ifade edilen, geniş anlamda halk meclisinin doğal üyesidir. Bu mecliste her kesimin temsilcileri mutlaka kent Konseyi yürütme kurulunda bulunmalıdır ki Kent Konseyi diye ifade edilen yerel gündem 21’in (Kent Konseyi ilkeleri ve kültürü) ruhuna uygun olsun.
Sosyoekonomik, siyasi ve ideolojik Farklı hesaplarla ve anlayışlarla kent konseyleri oluşturulursa; Ülke olarak, toplum olarak var olan bölünmelere, ötekileştirmelere ve ayrıştırmalara yeni bir bölünmeyle, ötekileştirmeyle ve ayrıştırmayla hizmet edilmiş olur ve bu da vatandaşlar ve hemşeriler arasına yeni duvarlar örülmeye yol açar. Oysa Kent konseyleri insanları birleştirmeyi, kucaklaştırmayı, birlikte üretmeyi, adaletli ve eşit paylaşmayı sağlayan ortaklar kurulu olması gerekir.
Ayrıca seçilen (İl ve İlçe Belediye Başkanlıkları) ve atanan (Valilik ve Kaymakamlıklar) kent yöneticileri kent konseylerinde yönetici olmaması, yöneten gibi davranmaması ve konseye her türlü desteği vermesi gerekir.
Bunun yanında kent konseyi de kenti yönetenlerin rakibi ve muhalifi değil, projeleri, planları, denetimleri ve tavsiyeleri ile onların yardımcısı olmalıdır.
Yerel Gündem 21’in (Kent Konseyi ilkeleri ve kültürü) ülkemizde ki belediyelerde sakat, eksik ve yanlış uygulamayla yapılanması sonucu, toplumsal uzlaşma yerine ülkemiz de var olan kutuplaşmanın daha da derinleşmesine yol açmaktadır.
Türkiye genelinde:
a)-Yönetenlerin; muhafazakâr ve sağ görüşlü olduğu belediyelerde kurulan kent konseyleri; Türkiye Kent konseyleri birliği ile bir taraf da,
b)-Yönetenlerin; Sosyal demokrat ve sol görüşlü belediyelerde kurulan kent konseyleri; Türkiye Kent Konseyleri Platformu ile bir başka taraf da…
Sonuç olarak kent konseylerinden beklenenlerin ve amaçlananların çok azı gerçekleşiyor veya istenildiği gibi sonuçlar alınamıyor. Böylece var olan enerjimizi ve potansiyelimizi hemşerilerimiz için faydalı, yapıcı ve verimli kullanamıyoruz.. Ülkemizde ki kent konseylerinin oluşturulma şekli, anlayışı ve uygulaması; ne demokrasiye, ne barışa, ne kardeşliğe, ne ortak akla gerektiği gibi hizmet etmiyor. Ve ne de sonuca varacak toplumsal projelerin hayata geçmesi gerçekleşir.
Kent konseylerinin ruhuna, felsefesine ve anlayışına uygun bir yönetim için sorumluluk almak hemşeriler olarak hepimizin görevidir.
Sağlıklar ve başarılar diler
Saygılar sunarım.Hasan Okhan Okumuş
Yönetim Danışmanı
Sm. Mali Müşavir
-Kent Konseyleri; 5393 sayılı Belediyeler Kanunu ve 26313 sayılı Kent Konseyi Yönetmeliği'ne dayanarak kurulmuş demokratik yapılardır.
-Kent (Toplu yerleşim yeri, İl veya ilçe, ŞEHİR )
yaşamında, kent vizyonunun ve hemşericilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeyi amaç edinmiş yapının adı Kent Konseyi’dir.
-Kent Konseyi;
Merkezi yönetimin (İllerde Valiliklerin, İlçelerde Kaymakamlıkların),
Yerelde yönetimin (İl ve İlçe Belediye Başkanlıklarının), kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun birlikte ve ortaklık anlayışıyla, hemşerilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzmanlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmalarını ifade eder.
-Kent Konseylerinde; Kentteki tüm kesimlerin ve hemşerilerin, Dini, mezhebi, siyasi ve ideolojik hiç bir ayırıma gitmeden temsil edilmesinin sağlanması için her farklı kesim ve hemşeri gruplarının etkinliğine ve sayısal yapısına bakılmaksızın mutlaka temsilinin sağlanması gerekir.
-Kentte ikamet eden herkes Kent Konseyi diye ifade edilen, geniş anlamda halk meclisinin doğal üyesidir. Bu mecliste her kesimin temsilcileri mutlaka kent Konseyi yürütme kurulunda bulunmalıdır ki Kent Konseyi diye ifade edilen yerel gündem 21’in (Kent Konseyi ilkeleri ve kültürü) ruhuna uygun olsun.
Sosyoekonomik, siyasi ve ideolojik Farklı hesaplarla ve anlayışlarla kent konseyleri oluşturulursa; Ülke olarak, toplum olarak var olan bölünmelere, ötekileştirmelere ve ayrıştırmalara yeni bir bölünmeyle, ötekileştirmeyle ve ayrıştırmayla hizmet edilmiş olur ve bu da vatandaşlar ve hemşeriler arasına yeni duvarlar örülmeye yol açar. Oysa Kent konseyleri insanları birleştirmeyi, kucaklaştırmayı, birlikte üretmeyi, adaletli ve eşit paylaşmayı sağlayan ortaklar kurulu olması gerekir.
Ayrıca seçilen (İl ve İlçe Belediye Başkanlıkları) ve atanan (Valilik ve Kaymakamlıklar) kent yöneticileri kent konseylerinde yönetici olmaması, yöneten gibi davranmaması ve konseye her türlü desteği vermesi gerekir.
Bunun yanında kent konseyi de kenti yönetenlerin rakibi ve muhalifi değil, projeleri, planları, denetimleri ve tavsiyeleri ile onların yardımcısı olmalıdır.
Yerel Gündem 21’in (Kent Konseyi ilkeleri ve kültürü) ülkemizde ki belediyelerde sakat, eksik ve yanlış uygulamayla yapılanması sonucu, toplumsal uzlaşma yerine ülkemiz de var olan kutuplaşmanın daha da derinleşmesine yol açmaktadır.
Türkiye genelinde:
a)-Yönetenlerin; muhafazakâr ve sağ görüşlü olduğu belediyelerde kurulan kent konseyleri; Türkiye Kent konseyleri birliği ile bir taraf da,
b)-Yönetenlerin; Sosyal demokrat ve sol görüşlü belediyelerde kurulan kent konseyleri; Türkiye Kent Konseyleri Platformu ile bir başka taraf da…
Sonuç olarak kent konseylerinden beklenenlerin ve amaçlananların çok azı gerçekleşiyor veya istenildiği gibi sonuçlar alınamıyor. Böylece var olan enerjimizi ve potansiyelimizi hemşerilerimiz için faydalı, yapıcı ve verimli kullanamıyoruz.. Ülkemizde ki kent konseylerinin oluşturulma şekli, anlayışı ve uygulaması; ne demokrasiye, ne barışa, ne kardeşliğe, ne ortak akla gerektiği gibi hizmet etmiyor. Ve ne de sonuca varacak toplumsal projelerin hayata geçmesi gerçekleşir.
Kent konseylerinin ruhuna, felsefesine ve anlayışına uygun bir yönetim için sorumluluk almak hemşeriler olarak hepimizin görevidir.
Sağlıklar ve başarılar diler
Saygılar sunarım.Hasan Okhan Okumuş
Yönetim Danışmanı
Sm. Mali Müşavir










