Hiçbir şey yokmuş gibi…
Doç Dr. Selçuk’un yaşanan durumun boyutunu gözler önüne seren sözlerinden çarpıcı bir bölüm şöyle:
Halk, şehrin içinde yer alan, bu kadar uzun, bu kadar şiddetli bir çatışma ortamının ilk kez yaşandığını ama bir şey yokmuş gibi yaşamaları, okula, işe gitmelerinin beklendiğini söylüyor. Çocukların yaşadığı psikolojik travma ayrı, yetişkinlerin yaşadığı psikolojik travma ayrı. Toplantıda dinlediğimiz bir lise öğrencisi, hissettiği çaresizliği anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Bize şöyle dedi: “Artık okulumun açılmasını ve eğitimime devam edebilmeyi istiyorum. Ben artık evde bile kendimi rahat hissetmiyorum. Pencerelerimizin, kapılarımızın titrememesini ve artık huzurla uyuyabilmeyi istiyorum”
Bölge halkından her yaştan isimle görüşme fırsatı bulan Selçuk yetişkinlerin psikolojisini ise şu ifadelerle aktarıyor:
Bir başka konuşmada, bir anne bize, küçük kızının yakılan okulda asitten nasıl yandığını gösterdi. Günler boyunca elektrik, su, yiyecek olmadan çocuklarıyla ne zor günler yaşadıklarını, kendileri gibi ellerine hiç silah almayan insanların mağdur olduğunu anlattı.
Doç. Dr. Selçuk, Haziran ayından sonra başlayan ve giderek şiddetlenen çatışma ortamından dolayı tüm bölge halkının büyük psikolojik travma yaşadığını söylüyor. Aileler günlük hayatlarını silah sesleri eşliğinde yaşamaya çalışıyor. Dışarıya çıkamayan çocuklara, silah seslerini duymasınlar diye çizgi film izlettiriliyor, elektrik olduğunda. Eğitim durmuş durumda, bazı hastaneler kapanıyor, aileler çaresiz. Tüm bu travmatik deneyimler sadece şiddetli değil, aynı zamanda uzun süreli, ve kişinin beyninde geri döndürülmesi zor değişikliklere sebep olarak stres ve kaygı bozukluklarına veya ağır depresyona sebep oluyor.
Atılması gereken adımlar
Selçuk atılması gereken adımları ise şöyle sıraladı: Çocuklar ve yetişkinler dahil herkese psikolojik destek verecek kurumların kısa sürede bölgeye gelip çalışmaya başlamaları önemli. Ancak daha önemlisi bir an önce silahların susması ve barışın sağlanması için müzakere masasına oturulması. Barış Grubu, bu sağlanıncaya kadar Diyarbakır’da, Ankara’da ve farklı illerde barış çağrısına devam edecek.
30 Aralık 2015 Çarşamba günü aralarında Baskın Oran, Oya Baydar, Semra Somersan, Lale Mansur, Şanar Yurdatapan, Bilge Selçuk, Levent Gültekin, Ali Nesin, Mehveş Evin, Melek Göregenli, Erol Önderoğlu, Mebuse Tekay, Gülseren Onanç, Zeynep Tanbay, Ferhat Tunç, Rojda, Pınar Aydınlar’ın da bulunduğu 100’den fazla yazar, akademisyen, sanatçı ve aktivistten oluşan Barış Grubu Diyarbakır’a gitmiş ve burada bir yürüyüş ile basın açıklaması gerçekleştirmişti.






