Türkiye siyaseti, son yıllarda hareketli günlerden geçiyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 2023 seçimlerinden sonra başlayan değişim sürecinde, şimdi de eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası geri dönüşüyle gündemde. 30 Haziran 2025’te görülecek olan 38. Olağan Kurultay davası, “mutlak butlan” tartışmalarıyla birlikte Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık koltuğuna oturabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Bu durum, parti içinde ve kamuoyunda geniş yankı bulurken, farklı kesimlerden farklı tepkiler alıyor. Peki, Kılıçdaroğlu’nun geri dönüşü ne anlama geliyor? CHP’yi ve Türkiye siyasetini nasıl etkileyebilir?
Kurultay Davası ve Mutlak Butlan Tartışmaları
CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı’nda Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’na karşı 812 oyla genel başkan seçilmişti. Ancak kurultayın “şaibe karıştığı” iddiasıyla açılan dava, “mutlak butlan” kararı çıkabileceği yönündeki beklentileri artırdı. Mutlak butlan, kurultayın yok sayılması anlamına geliyor ve bu durumda Kılıçdaroğlu’nun eski yönetimle birlikte göreve dönmesi mümkün. Kılıçdaroğlu’nun, partiyi kayyuma bırakmamak için bu görevi kabul edeceği yönündeki açıklamaları, parti içindeki gerilimi daha da artırdı. Kendisi, “Partimi kayyuma terk edemem. Karardan sonra Özel ile oturur, konuşuruz,” diyerek net bir duruş sergiledi.
Ancak bu durum, CHP içinde farklı fraksiyonlar arasında ciddi bir çekişmeye yol açıyor. Özgür Özel’in liderliğinde ilerleyen mevcut yönetim, mutlak butlan kararına karşı hazırlıklı olduklarını belirtirken, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi isimler, Kılıçdaroğlu’nun geri dönüşüne sıcak bakmıyor. İmamoğlu’nun, “Beni burada betona gömmek istiyor,” şeklindeki sözleri, parti içindeki gerilimin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Kılıçdaroğlu’nun Geri Dönüşü: Fırsat mı, Kriz mi?
Kılıçdaroğlu’nun olası geri dönüşü, CHP tabanında ve kamuoyunda farklı yorumlara neden oldu. Kimilerine göre, Kılıçdaroğlu’nun deneyimi ve birleştirici kimliği, partiyi mevcut krizden çıkarabilir. Özellikle 2023 seçimlerindeki yenilgilerden sonra partinin toparlanma sürecinde, onun liderliği bir “güvenli liman” olarak görülüyor. Kılıçdaroğlu’na yakın isimler, partinin “kirlenmeden” çıkması için onun liderliğinin şart olduğunu savunuyor. Bir milletvekilinin, “Kılıçdaroğlu geri dönerse önce güç kaybeder ama kısa sürede toparlar,” şeklindeki yorumu, bu görüşü destekliyor.
Öte yandan, karşıt görüşler Kılıçdaroğlu’nun dönüşünün partiyi bölebileceği endişesini taşıyor. Özgür Özel’in liderliğinde CHP, 2024 yerel seçimlerinde 47 yıl sonra birinci parti olmayı başardı. Bu başarı, genç ve dinamik bir liderlik algısıyla bağdaştırılıyor. Kılıçdaroğlu’nun dönüşü, bu ivmenin kaybolmasına ve partinin yeniden iç çekişmelere gömülmesine yol açabilir. X platformunda da bu konuda sert eleştiriler mevcut. Örneğin, bir kullanıcı, Kılıçdaroğlu’nun “13 senesini çalan” ve “her seçimi AKP’ye hediye eden” bir lider olduğunu iddia ederken, başka bir kullanıcı onun dönüşünün “siyasi bir veba” gibi algılanabileceğini yazdı.
Parti İçi Dinamikler ve Gelecek Senaryoları
Kılıçdaroğlu’nun geri dönüşü, sadece CHP’nin değil, Türkiye siyasetinin de seyrini etkileyebilir. Parti içinde İmamoğlu ve Yavaş gibi güçlü figürlerin tutumu, bu sürecin nasıl şekilleneceğinde belirleyici olacak. İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu’na yönelik sert sözleri ve Özel’in “tahmin ettiğim cevap” yorumu, uzlaşmanın zor olduğunu gösteriyor. Ayrıca, CHP’nin eski genel başkanları Altan Öymen, Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın’ın Kılıçdaroğlu’na “Özel’in yanında dur” çağrısı yapması, parti içindeki birliği koruma çabasını yansıtıyor.
Kılıçdaroğlu’nun dönüşü gerçekleşirse, partinin kısa sürede olağanüstü bir kurultaya gitmesi ve yeni bir liderlik seçimi yapılması olası. Ancak bu süreç, parti tabanında yeni bölünmelere yol açabilir. Kılıçdaroğlu’nun “aday olmayacağım” açıklamasına rağmen, delegeler üzerinde hâlâ etkili olduğu biliniyor. Yaklaşık 550 delegenin desteğiyle hareket ettiği iddia edilen Kılıçdaroğlu, bu gücü kullanarak partiyi yeniden şekillendirebilir.
Sonuç: CHP ve Türkiye Siyaseti için Ne Anlama Geliyor?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası geri dönüşü, CHP için hem bir fırsat hem de bir risk barındırıyor. Deneyimli bir lider olarak partiyi toparlama potansiyeline sahip olsa da, mevcut dinamikler ve genç liderlerin yükselişi, onun dönüşünü tartışmalı hale getiriyor. Türkiye siyasetinde ise bu durum, muhalefetin birliğini ve 2028 seçimlerine yönelik stratejilerini etkileyebilir. Kılıçdaroğlu’nun “ahlaksızlığın kurumsallaşması” gibi sert eleştirilerle dolu yazıları, onun hâlâ aktif bir siyasi figür olduğunu gösteriyor. Ancak, partinin ve ülkenin geleceği, bu süreçte liderler arasındaki uzlaşma ve ortak vizyonla şekillenecek.
30 Haziran’daki dava, sadece CHP’nin değil, tüm Türkiye’nin siyasi gündemini belirleyecek. Kılıçdaroğlu’nun geri dönüşü, bir nostalji mi olacak, yoksa yeni bir krizin başlangıcı mı? Bunu zaman gösterecek.





