Tuzla’da son günlerin en hararetli tartışmalarından biri emsal transferi meselesi. Sosyal medyada, siyasi kulislerde ve sokakta herkes konuşuyor. Eleştiriler var, suçlamalar var, hatta peşin hükümler var.
Ancak bütün bu gürültünün arasında sorulması gereken temel bir soru bulunuyor: Bugün yaşananların sorumlusu kim ve çözüm nasıl bulunacak?
Öncelikle şunu kabul etmek gerekiyor; bugün tartışılan birçok uygulama mevcut dönemde ortaya çıkmış değil. Yıllar önce alınan kararların ve yapılan işlemlerin etkileri bugün gün yüzüne çıkıyor. Buna rağmen bazı çevreler bütün yükü bugünkü yönetime yükleyerek kolay bir siyasi sonuç elde etmeye çalışıyor.
Oysa mesele siyaset üstü bir mesele. Çünkü ortada sadece dosyalar, planlar ve mevzuatlar yok. Ortada ev almış insanlar, birikimini yatırmış aileler ve yıllardır o evlerde yaşayan vatandaşlar var.
İşte bu noktada Tuzla Belediye Başkanı Ali Eren Bingöl’ün yaklaşımı dikkat çekiyor. Kolay olan, bütün sorumluluğu geçmişe atıp sert kararlarla dosyayı kapatmak olurdu. Belki siyasi olarak da daha az riskliydi. Ancak zor olan, hukuku işletirken vatandaşın mağdur olmamasını sağlamak ve çözüm üretmeye çalışmaktır.
Bugün bazıları rüzgârın estiği yöne göre pozisyon alıyor olabilir. Dün başka konuşup bugün başka konuşanları da görüyoruz. Hak, hukuk ve adalet söylemleriyle yola çıkıp siyasi konjonktüre göre yön değiştirenlere de şahit oluyoruz.
Fakat liderlik tam da böyle zamanlarda ortaya çıkar. Baskının arttığı, eleştirilerin yükseldiği dönemlerde geri çekilmek değil; sorumluluk almak gerekir. Ali Eren Bingöl’ün yaptığı da budur. Tartışmaları gizlemek yerine kamuoyunun önüne koymak, denetlenmesini istemek ve çözüm aramak.
Tuzla’nın ihtiyacı bağıranlar değil, çözenlerdir. Suçlu aramaktan önce vatandaşın hakkını koruyacak bir yol bulabilmektir. Çünkü gerçek belediyecilik sadece bina yapmak değil, insanların hayatına dokunan sorunları adaletle çözebilmektir.
Bugün Tuzla’da verilmesi gereken mücadele siyasi polemik mücadelesi değil; şeffaflık, dürüstlük ve vatandaşın mağdur edilmeyeceği bir çözüm mücadelesidir.
Tarih çoğu zaman kimin daha çok konuştuğunu değil, kimin zor zamanda doğru yerde durduğunu yazar.





